Gözümüzde lens ve kornea gibi damarsız organların beslenmesi için bir göz içi sıvı üretimi ve dolaşımı bulunmaktadır. Aköz dediğimiz bu sıvının basıncının artışı glokom yani göz tansiyonu hastalığına sebep olur. Halk dilinde karasu hastalığı olarak da adlandırılır.

Göz tansiyonunun normalde 15-20 mmHg aralığında olması gerekir. 21 mmHg üzerine çıktığında glokom hastalığı açısından risk başlamış demektir.

Göz tansiyonunun eşik değeri kişiden kişiye değişebilir. Bazı kişilerde tansiyon 18 olduğu halde hasar oluşabilirken bazı kişilerde 24-24 olduğu halde hastalık oluşturmayabilir. Göz tansiyonu değeri ne kadar yüksekse hastalık o kadar ciddi seyreder.

Göz içi sıvısının üretim ve tahliyesini musluğu ve gider deliği açık olan bir lavaboya benzetebiliriz. Lavabonun gider deliği tıkandığında bu denge bozulur ve lavabo taşar.

Glokom hastalığında gözümüzde göz içi sıvısının üretimi devam ederken boşaltım yolları daralır. Basınç artar. Ve sinir tabakasını besleyen damarlar bu yüksek basınca karşı göz içerisine yeteri kadar kan taşıyamaz.

Sinir tabakasında ışığı algılayan 1,5 milyon kadar hücre vardır. Glokom hastalarında hastalığın şiddetine göre her gün birkaç yüz veya birkaç bin hücre yavaş yavaş ölür.

  • Göz içi sıvısının çıkış yolunun daralması,
  • Sıvı basıncının artması,
  • Damarların basınca karşı yeteri kadar kan taşıyamaması,
  • Ve sinir dokusunda kalıcı hasar

ile sonuçlanır.

Project Image

Glokom

Project Image

Normal

Göz tansiyonu hastalığının birçok çeşidi vardır. Farklı tipteki glokom hastalıkları farklı belirtilerle kendisini gösterebilir.

En sık karşılaşılan glokom tipi olan açık açılı glokomda çok ileri aşamalara kadar hiçbir şikâyet olmaz. Bu hastaların birçoğu başka bir şikâyet ile göz doktoruna gittiğinde, kapsamlı muayene yapılırken tesadüfen teşhis edilir.

Göz hastalıkları genelde baktığımız noktayı iyi görememek, bulanık görmek, tanıyamamak gibi hastanın kolayca fark edeceği belirtiler oluşturur.

Glokom hastalarında ise başlangıçta çevresel görme bozulur. Bu durum hastanın farkına varabileceği bir şikâyet değildir. Hastalık ilerledikçe görme kaybının belirtileri artar, hastanın görme alanı iyice daralır ve sanki bir anahtar deliğinden bakıyormuş gibi bir hale gelir. Tedavi edilmeyen vakalarda tablo daha da ilerleyebilir, kalıcı körlük oluşabilir.

Daha az görülen bazı glokom tiplerinde gördüğümüz belirtiler şöyle sıralanabilir.

Doğuştan glokom hastalığının belirtileri; göz bebeğinde büyüme, matlaşma, gözde mavimsi görünüm, aşırı sulanma.

Akut glokom krizi dediğimiz ani gelişen göz tansiyonunun belirtileri; şiddetli ağrı, bulantı kusma, ani görme azalması.

Üveit ataklarına eşlik eden glokom türünde şiddetli kızarıklık, ağrı, bulanık görme şeklinde belirtiler görülür.

Gözün içerisinde, kornea ve lens gibi damarsız organları besleyen bir sıvı üretilir. Gözbebeğinin iç çeperinde bulunan, Trabekülum denilen ağsı bir yapıdan gözü terk eder. Bu sıvının gözü terk ettiği kanalın çeşitli sebeplerden daralması veya tıkanması göz içi basıncını artırır.

Göz içi sıvısının boşaltım kanalı doğuştan tıkalı olabilir. Doğumsal göz tansiyonu ( konjenital glokom) hastalığı oluşur.

Su borularının kireçlenip daralması gibi dışardan bir baskı olmadan daralabilir ki en sık görülen glokom türüdür. Açık açılı glokom olarak adlandırılır.

Bazı gözler yapısal olarak göz tansiyonu krizine meyilli olur. Bu hastalarda gözün ön odacığı dar olur ve gözbebeği biraz büyüyünce ağsı yapıya yaslanıp boşaltım kanalını tamamen tıkar, ani glokom krizi gelişir.

Tedavisi gecikmiş katarakt hastalığı, bu kanala baskı yaparak daraltabilir tansiyon yükselebilir.

Uzun süre kortizonlu ilaç kullanımı dışa akım kanalını bozar, göz tansiyonuna yol açabilir.

Geçirilmiş travmalar sonrası boşaltım kanalı tıkanabilir, göz tansiyonu yükselebilir.

Göz içi dokulara rengini veren boya hücreleri gereğinden fazla olabilir, göz içine saçılabilir. Bu hücreler sonbahar yapraklarının yağmur mazgalların tıkaması gibi boşaltım kanallarını tıkayabilir,

Göz içi kanamaları, iltihapları ve göze silikon uygulanması göz tansiyonuna yol açabilecek sebeplerdir.

Göz tansiyonunun yükselmesinde yeme içme, tv izleme, bilgisayar kullanma, çok ağlama gibi durumların bir etkisi yoktur. Göz tansiyonu vücut tansiyonu gibi dış faktörlerden çok etkilenen bir durum değildir.

Göz tansiyonu normalde 12 ila 20 mmHg arasında olmalıdır. Gün içinde 2-3 derece artıp azalabilir. Sabahları 1-2 mmHg daha yüksek olur.

Göz tansiyonu hastalarında gün içi değişkenlik daha fazla olabilir. Görme sinirinde hasar başlamış olan, ilaç tedavisi uygulanan hastalarda gün içi değişkenlikler dikkate alınarak tedavi düzenlenir.

Gün içi göz tansiyonu en yüksek seviyedeyken bile göz tansiyonunun normal düzeylerde kalması hedeflenir.

Evde göz tansiyonu ölçümü yapacak cihazlar bulunmaktadır. Ancak bu cihazların kullanımı zordur. Kol tansiyonu ölçüm cihazları gibi pratik değildir.

Glokom hastalarının biraz ileri yaşta ve az gören insanlar olduğu düşünülürse bu aletleri kendi başına kullanıp evde tansiyon ölçümü yapması neredeyse imkânsızdır.

Evde göz tansiyonu ölçümü çok yaygın değildir. Çok gerekli de değildir. Çünkü göz tansiyonu akşamdan sabaha çok fazla değişmez.

Glokom krizi riski taşıyan hastalarda da evde tansiyon ölçümü yapılmaz, kriz ihtimalini ortadan kaldıracak tedaviler yapılır. Göz tansiyonunun göz doktoru tarafından belli aralıklarla ölçülmesi daha doğru olur.

Evde hastaların ateşini veya vücut tansiyonunu ölçmek ve düşürmek için çeşitli uygulamalar yapılabilir. Ancak göz tansiyonunu evde düşürmek için doktorunuz tarafından önceden verilen ilaçları kullanmak dışında yapılacak pek bir şey yoktur.

Yeme içme, bitkisel ilaçlar, sıcak - soğuk, yorgunluk veya uyku gibi faktörler göz tansiyonunu etkilemez. Evde bir glokom testi yapmak mümkün değildir, ilaçlar dışında yapılacak bir uygulama yoktur.

Göz tansiyonu (Glokom) tedavisinde tek hedef göz tansiyonunu normal değerlere düşürmektir. Tansiyonu düşürme dışında bir seçenek yoktur. Hedef tansiyonu düşürmek, amaç ise bu sayede görme siniri hasarını durdurmaktır.

Göz tansiyonu ( Glokom ) tedavisi “sinir tabakasında olup biten hasarı geri çevirmez sadece daha kötüye gidişi durdurur”. Bu sebeple göz tansiyonu tedavisinde erken teşhis ve tedaviye erken başlamak hayati derecede önemlidir.

Örneğin katarakt hastalığında tedavi gecikse bile birçok vakada bu bir önem taşımaz, tedavi ile aynı sonuç alınır.

Fakat glokom tedavisinde geç kalmak geri dönüşsüz kayıplara yol açar.

Tedavi seçenekleri;

  • İlaçlar
  • Lazer tedavileri
  • Ameliyatlar olarak sıralanabilir.

Her glokom hastasında her tedavi uygulanmaz. Glokom hastalığının tipine göre tedavi tercihleri değişir.

Örneğin doğuştan göz tansiyonu (glokom) hastalığında ilaç veya lazer tedavisi işe yaramaz, mutlaka ameliyat gerekir.

Gecikmiş katarakt hastalığında veya lensin şekline bağlı glokom hastalarında (fakomorfik glokom) mutlaka ameliyat yapmak gerekir.

Fakat açık açılı göz tansiyonu hastalarında ancak ilaçla sonuç alınamıyorsa ameliyat tercih edilir.

Yani glokom hastalığında ideal tedavi diye bir şey yoktur, glokom hastalığının tipine göre gözün yapısına, hastanın yaşına göre farklı tedaviler öncelikli olarak tercih edilebilir.

Glokom tedavisinde kullanılan ilaçlar göz içi sıvısının üretimini azaltmak, göz içi sıvısının tahliyesini kolaylaştırmak veya sünger gibi göz içi sıvısını çekerek tansiyonu düşürmek şeklinde etki eder. Damla, hap veya serum şeklinde ilaçlardır.

Serum uygulaması acil tansiyon krizlerinde uygulanır. Bir iki saat içinde aşırı yükselmiş göz tansiyonunu normal seviyelere düşürür.

Hap kullanımı da geçici sürelerde tansiyonu düşürmek için kullanılabilen güçlü glokom ilacıdır.

Glokom tedavisinde sıklıkla kullanılan ilaçlar göz damlalarıdır. Bu ilaçların etki mekanizması göz içi sıvısının üretimini azaltmak ve dışa akımını artırmak şeklindedir.

Farklı mekanizmalarla tansiyonu düşürdükleri için kombine edilebilirler, birlikte kullanılarak güçlü tansiyon düşürücü etki gösterirler. Tansiyonun şiddeti ve hastadaki etkinliklerine göre bir iki veya üç ilaç birden kullanılabilir.

Bazen ilaçlara direnç gelişebilir, ilaç değişiklikleri yapmak gerekebilir. İlaç seçiminde glokomun tipi ve eşlik eden sistemik hastalık olup olmadığına bakılır.

İlaç tedavisinde dikkat edilmesi gereken başka bir konu hastanın ilaç kullanımına uyumudur. Yalnız yaşayan yaşlı bir göz tansiyonu hastasının her gün üç tane ilacı saati saatine düzenli kullanması pek mümkün olmaz. Bu hastalarda ilaç tedavisi etkin olmakla beraber düzenli kullanımı mümkün olmadığından ameliyat tercih edilebilir.

İlaç kullanımında etkinlik 2-3 günde kendini gösterir. Tedavinin tam düzene girmesi tedavi protokolünün netleşmesi 15-20 gün sürer. Bu sürede olası yan etkiler ve hastanın uyumu gözlenir.

İlaçların kuruluk, kızarıklık, ağrı, kirpiklerde aşırı uzama, dalgınlık, baş dönmesi, baş ağrısı, nefes darlığı gibi yan etkileri olabilir. Bunların birçoğu çok nadir görülür. Hastaların prospektüs bilgileri ve doktorunun tavsiyelerine göre hareket etmesi doğru olur.

İlaç tedavisi ile glokom hastalığı geçmez. İlaçlar sadece kullanıldığı sürece etkinlik gösterir. İlaç kesildiği anda tansiyon tekrar yükselir. Göz tansiyonu (glokom) hastalığında ilaç tedavisi şeker hastalığında veya hipertansiyonda olduğu gibi ömür boyu sürecek bir tedavidir.

Göz tansiyonu ( glokom) tedavisinde hem göz içi sıvı üretimini azaltmaya yönelik hem de dışa akımı kolaylaştırmaya yönelik lazer tedavileri uygulanır. ALT ve SLT tedavileri ayaktan yapılan, kısa süren ağrısız tedavilerdir.

Hastanede veya evde yatıp bakım gerektirmez, işlemden sonra hasta kalkıp evine gidebilir. Etkinliği 10-15 günde ortaya çıkar. İlaç kullanan hastalarda ilaç sayısını azaltmak veya ilaçsız devam edecek hale getirmek için uygulanır.

Micropulse diod lazer tedavisi göz içi sıvısının üretimini azaltarak göz tansiyonunu tedavi eder. Diğer lazerlere göre çok daha etkin bir yöntemdir.

İlaç kullanamayan ilaca rağmen tansiyonu düşmeyen, diğer lazer tedavileri uygulanmış ve yetersiz kalmış veya ameliyat yapılamayacak durumda olan hastalarda iyi bir tedavi seçeneğidir.

Dar açılı hastalarda glokom krizi riskini azaltmak için lazer ile periferik iridektomi denilen gözbebeğine delik açma tedavisi uygulanır.

Çeşitli glokom ameliyatları vardır. Ameliyat ile temel amaç basıncı artmış olan göz içi sıvısını göz dışına tahliye etmektir. İlaçla kontrol edilemeyen veya ilaç kullanamayan, hastalarda ameliyat yapmak gerekir.

Doğuştan glokom, neovasküler glokom veya lense bağlı fakomorfik glokom türlerinde doğrudan ameliyat kararı vermek gerekir.

En sık yapılan ameliyat trabekülektomi ameliyatıdır. Lokal anestezi altında 15 dk kadar sürer, ağrısız bir işlemdir. Ameliyat sonrası hasta evine gidebilir. Erken dönemde geçici görme azalması olabilir, sıkı takip gerekir. Bir ayın sonunda dengeli bir tansiyon düzeyi elde edilir.

Tecrübeli ellerde yapıldığında etkinliği çok yüksektir.

Bazı hastalarda yara iyileştirme mekanizmaları açılan bu kanalı bir yara gibi algılayıp iyileştirebilir yani kapatabilir. Bu durumlarda açılan kanala revizyon yapmak veya tekrar ameliyat yapmak söz konusu olabilir.

GATT ve HFDS tedavileri göz içi boşaltım kanallarını açarak göz tansiyonunu düşürmeye yönelik tedavilerdir. Çok küçük kesilerden yapılır. Lokal anestezi altında yapılan kısa süren işlemlerdir.

Bakım süresi, İyileşme süresi çok daha kısa olan ameliyatlardır. Yüksek teknoloji ve beceri gerektiren işlemlerdir.

Genel durumu iyi olmayan hastalarda da kolaylıkla uygulanabilen işlemlerdir. Tedaviye çok dirençli glokom hastalarında veya diğer ameliyatlardan fayda görmeyen hastalarda tüp implantı ameliyatı yapılır. Gerektiği durumlarda glokom ameliyatı tekrar yapılabilir.

Gözümüzde bulunan kornea ve lens gibi damarsız organların beslenmesi için göz içinde bir sıvı üretilir. Bu sıvı belli bir bölümde üretilir, küçük bir dolaşım yapar ve belirli bir bölgeden de gözü terk eder. Bu sıvının boşaltım kanallarının daralması, bu sıvının basıncının artmasına yani göz tansiyonuna sebep olur.

Boşaltım kanalı göz bebeği gözün beyaz kısmının kesişim yerinin iç çeperinde yerleşik sıkı bir ağ gibidir. Ağsı yapıya trabekülum, bu bölgeye de açı adı verilir.

Bu tabakanın daralması çok çeşitli sebeplerden olabilir. En sık görülen sebep açık açılı glokom dediğimiz durumdur. Bu durumda boşalttım kanalı adeta kireçlenmiş bir su borusu gibi kendi kendine daralır. Bazı vakalarda açı çok dar olur. Dar açılı glokom dediğimiz durum oluşur.

Bazen dar açılı gözlerde göz bebeğinin büyümesi ve iris dokusunun zaten dar olan açıyı iyice tıkaması açık kapanması glokomu (akut glokom krizi) tablosunu oluşturur. Şişkinleşmiş katarakt hastalığı da açıyı daraltarak glokom hastalığına yol açabilir.

Tedavisi gecikmiş, çürümeye başlamış katarakt da fakolitik glokom dediğimiz hastalığa yol açar.

Göz içi kanamaları, İltihaplanmaları, travmaları, kortizonlu ilaç kullanımı göz tansiyonunu yükselten sebeplerdir.

Ailede göz tansiyonu varlığı bir risk faktörüdür.

Göz tansiyonu vücut tansiyonu gibi veya şeker hastalığı gibi dış faktörlerden çok etkilenen bir durum değildir.

Yeme içme, yorgunluk, ağlama, uykusuzluk gibi sebepler göz tansiyonuna yol açmaz.

Göz tansiyon hastalarında yaptığımız bazı testler; hastalık oluşma riskini, hastalığın teşhisini ve tedavinin başarısını ölçmemizi sağlar.

Gözün ön odacığının derinliğinin ölçümü açı ölçümü glokom riski açısından önemli veriler sunar.

Ön kamerası ve açısı dar olan insanlar göz tansiyonu hastalığına adaydır.

Kornea kalınlığı ölçülen tansiyonun gerçek seviyesi açısından önemlidir. Kornea kalınlığı fazla olan insanlarda ölçüm cihazlarımız tansiyon olduğundan biraz yüksek gösterir. Hastanın tansiyonunu değerlendirirken kornea kalınlığını dikkate almak gerekir.

OCT incelemesi görme sinirinin sağlığı açısından bizim gözlemleyebileceğimiz objektif rakamsal veriler sunar. Görme alanı incelemesi de hastanın çevresel görmesini, varsa glokoma bağlı görme alanı hasarını hastanın hissettiği oranda değerlendirmemizi sağlar.

Göz tansiyonu ancak ilaçla, lazer tedavisi ile ve ameliyatla düşer. Göz tansiyonunu kısmen düşürdüğü kabul edilen bazı gıdalar söz konusu olsa da bunlar tek başına göz tansiyonu düşürmek için değil ancak doktor tarafından uygulanan tedaviyi desteklemek için kullanılabilir.

Evde hastanın ateşini düşürmek veya vücut tansiyonu düşürmek için çeşitli uygulamalar yapılabilir. Ancak evde yapılacak bir glokom testi ve tansiyonu düşürmek için yapılacak böyle bir uygulama yoktur.

Göz tansiyonu olanlarda gelişen görme kayıplarının önemli bir kısmı hastanın kendini iyi hissederek ilaçları ve kontrolleri aksatmasından kaynaklanır. Glokom hastalarında sıklıkla karşılaştığımız ve asla yapılmaması gereken en önemli nokta doktor tavsiyesi olmadan ilaçları aksatmaktır.

Bu sinsi hastalıkta yapılmaması gereken en önemli hata budur.

Hastalar ağrı sızı kızarıklık veya görme azalması gibi bir belirti hissetmeyince kendini iyileşmiş gibi hisseder, kontrolleri ihmal eder evde kendi kendine göz tansiyonunu ölçmek de çok mümkün olmadığı için ilaçları bırakır.

Genel vücut sağlığı, glokom hastalarında herkes için olduğundan daha fazla önem taşır. Göz içi basıncına karşı zaten zor çalışan damarları daha da zayıflatıcı durumlar, görme sinirini göz tansiyonunun hasarına karşı daha hassas hale getirir.

Kol tansiyonu yüksekliği, damar sertliği, kolesterol ve trigliserit yüksekliği Glokom hastasının çok dikkat etmesi gereken durumlardır.

Sigara kullanımından kesinlikle uzak durulmalıdır.

Açı darlığı göz muayenesinde kolaylıkla tespit edilen bir durumdur.

Açı darlığı sebebiyle glokom riski taşıyan hastalar başka hastalıklarla ilgili ilaç kullanırken bu özel durumunu mutlaka doktoruyla paylaşmalıdır göz tansiyonu krizi oluşturabilecek ilaçlardan uzak durulmalıdır.

Göz tansiyonu ancak tansiyon krizi esnasında tansiyon değeri 50-60 mmHg düzeylerine çıkarsa baş ağrısı yapar.

Tansiyon ölçümü 20’nin üzerine çıktığında yüksek tansiyondan bahsedilir. 30-40 gibi aslında oldukça yüksek tansiyon düzeylerinde bile baş ağrısı olmaz. Hastaların göz tansiyonu düzeyini baş ağrısı olup olmamasına göre değerlendirmemesi gerekir.

Göz tansiyonu ilaç tedavisi, lazer tedavisi ile ve ameliyatla düşer. Göz tansiyonu teşhisi konulan bir hastada bu hastalık tamamen geçti diye bir durum oluşmaz. Glokom hastalığı olanlarda tansiyon normal seviyelere inse bile, ameliyat yapılsa bile “hadi geçmiş olsun bu iş bitti” denmez ömür boyu takip gerekir.

Apandisit ameliyat geçiren birisi gibi hastalık takip gerektirmeyen iyileşmiş bir hastalık konumuna gelmez.

Göz tansiyonu Tonometre denilen göz tansiyonu ölçüm cihazları ile ölçülür. Hava üflemeli tansiyon ölçüm cihazı en sık kullanılan tansiyon ölçüm cihazıdır. Göz yüzeyine belli bir basınçta hava püskürtülür bu havanın Kornea yüzeyinde oluşturduğu düzleşmenin miktarına göre göz tansiyonu ölçümü yapar.

Aplanasyon Tonometresi denilen alet göz yüzeyine belli bir baskı yapar bu baskı ile kornea yüzeyinin ne kadar düzleştiği muayene mikroskobunda görülür. Düzleşen alanın büyüklüğünden hareketle tansiyonla ilgili ölçüm değeri verir.

Göz tansiyonu çok yüksek ise aynı miktarda baskı daha küçük bir alanı düzleştirir.

Çok tecrübeli hekimler parmakları ile dokunarak gözün sertliğine değerlendirerek birkaç derece yanılmayla göz tansiyonunu ölçebilir.

Evde kendi başına göz tansiyonu ölçümü çok kullanışlı ve çok güvenilir bir uygulama değildir. Göz tansiyonu ölçümünün mutlaka göz doktoru tarafından yapılması, hatta mümkünse glokom hastalığın takibinde iki yöntemle birlikte yapılması uygun olur.

Göz tansiyonuna iyi geldiği söylenen havuç, ıspanak, melisa çayı gibi bazı yiyecekler vardır. Bunların doğrudan hastalığın tedavisi amacıyla kullanılması yanlıştır. Fakat doktor tarafından düzenlenen tedaviyi destekleyici olarak kullanılmasında bir sakınca yoktur.

Şeker Hastalığı veya hipertansiyon hastalığında bu hastalıkları doğrudan etkileyen yiyecekler çoktur. Ancak göz tansiyonunu doğrudan etkileyen bir yiyecek yoktur.

Hipertansiyon ve şeker hastalığı gözleri glokom hastalığının etkilerine daha hassas hale getirdiği için bu hastaların beslenmelerine daha çok özen göstermesi gerekir.

Göz tansiyonu yükselince göz içine kan taşıyan damarlar yüksek basınca karşı yeterince kan taşıyamaz. Yüksek göz içi basıncı ve az kanlanma, az oksijen, retina hücrelerinin yavaş yavaş ölümüne sebep olur. Basınç ne kadar yüksekse dokuların kanlanması o kadar azalır, o kadar hızlı hasar gelişir. Görme düzeyi azalır. Görme alanı giderek daralır.

Retina tabakası vücudumuzda oksijen azlığına tahammülü en az olan dokulardan biridir. Hasta anahtar deliğinden bakıyormuş gibi dar bir şekilde görmeye başlar, sonunda kalıcı körlük oluşur.

Tedavi edilmeyen göz tansiyonu hastalarında tansiyon 25-30 civarında iken bir gözün tamamen körlüğe gitmesi 2-3 yıl sürebilirken; Tansiyon 50 olan birisinde 1-2 ayda, Tansiyon 70 olan birisinde ise 1-2 günde kalıcı körlük oluşabilir.

Glokom tedavisinde göz içi basıncını düşürmek damarların daha bol kan taşımasını ve sinir hücrelerinin daha çok oksijen almasını sağlar.

Göz Tansiyonu hastalığının tipine göre bulgular değişir. Hastaların büyük çoğunluğu başka bir şikâyetle göz doktoruna gittiğinde, kapsamlı bir muayene yapıldığında tesadüfen teşhis edilir. Çok ileri aşamalara kadar glokom belirtileri ortaya çıkmaz.

Bu hastalarda hastalığın erken değil ama orta seviyelerinde hafif bulanık görme, çevreyi görememe, ağrı kızarıklık ışıklarda saçılma gibi bulgular olabilir.

Bu nedenle erken teşhis için 45 yaş üstü olan, yüksek hipermetrop miyop bozukluğu olan, aile öyküsü şeker tansiyon hastalığı olan kişilerin mutlaka yıllık göz tansiyonu kontrolü yaptırmalarında fayda vardır.

Doğuştan glokom ( konjenital glokom) vakalarında bebeğin gözünde büyüme, hafif mavimsi bulanık görüntü, aşırı sulanma, gözünü açamama gibi bulgular görülür.

Yeni doğan döneminde bu bulgularla karşılaşılan çocuğun derhal göz kontrolüne getirilmesi gerekir.

Akut glokom krizi vakaları da şiddetli göz ağrısı, bulanık görme, bulantı kusma şikâyetleri ile kendini belli eder.

Göz tansiyonu tek gözde olabilir. En sık görülen glokom türü olan açık açılı glokom çoğunlukla iki gözde olur ama tek gözde de olabilir. Tek gözde glokom olan vakaların diğer gözünün çok sıkı takip altında tutulması gerekir.

Tedavisi gecikmiş katarakta bağlı olarak gelişen, travmalar, komplikasyonlu cerrahiler ve göz içi iltihapları sonrası gelişen glokom hastalığı zaten tek gözde oluşur.

Hipertansiyon (kol tansiyonu) vücuttaki tüm organları etkilediği gibi gözü de etkileyebilir. Hipertansiyonun süresine ve düzeyine göre doğrudan göze zarar verebilir. Retina kanamalarına ve damarsal sızıntılara sebep olabilir.

Glokom hastalığı olan insanlarda hipertansiyon görme sinirlerini daha kırılgan göz tansiyonuna karşı daha zayıf hale getirerek dolaylı bir zarar verir.

Göz tansiyonunun yüksekliğine göre göz sinirlerine ağır zarar verme süresi değişir. Tedavi edilmeyen bir göz tansiyonu hastasında tansiyon ölçümü 25-30 civarı ise 2-3 yılda gözü kör edebilir. Göz tansiyonu 50 civarında ise 2-3 ayda, 70 civarı ise 2-3 günde kalıcı körlük oluşabilir.

Göz tansiyonunun normal değeri 10 mmHg ile 21 mmHg arasıdır. 7 mmHg altı değerler ciddi riskler taşıyabilir sıkı takip edilmesi gerekir. Bazı kişilerde 24 - 25 mmHg değerler bile normal olabilirken bazı kişilerde 17-18 mmHg değerlerle bile hastalık görülebilir. Göz tansiyonunun değerlendirmesinde kornea kalınlığı da önemli bir faktördür

Düşük tansiyon nadiren görülür. Geçirilmiş travmalar veya bazı ameliyatlar sonrası görülebilir. Göz tansiyonu gün içerisinde birkaç derece değişkenlik gösterebilir. Kornea kalınlığı fazla olan kişilerde göz tansiyonu normalden biraz yüksek çıkar.

Göz tansiyonu değeri 21 mmHg altında olmalıdır. Bu değerin üzerinde olması glokom hastalığı açısından önemli bir risk faktörüdür. Kornea kalınlığı çok ince olan hastalarda 17 mmHg tansiyon değeri bile yüksek kabul edilir.

Göz tansiyonu tedavisi gören hastalarda gün içi değişkenliklerde bile tansiyonun normal seviyede kalması açısından göz içi basıncının 16-17 mmHg seviyelerinde tutulması istenir.

Tedavi görmeyen bir glokom hastasında tansiyon düzeyi

25 - 30 mmHg civarında ise 2-3 yılda körlük gelişebilir.
Bu değer 50 mmHg ise 2-3 ayda
70 mmHg ise 2-3 günde kalıcı körlük gelişebilir.

Göz tansiyonu (glokom) hastalığı nadiren doğuştan olabilir. Genelde iki gözde birden olur. Bebeklerde göz dokuları esnek olduğu için basınç yükselince bir balonun şişmesi gibi göz giderek büyür. Tıp dilinde buftalmus (öküzgözü) adı verilir.

Körlük riski nispeten yüksek olan oldukça tehlikeli bir hastalıktır. En tehlikeli glokom hastalığı budur denilebilir. Gözlerde büyüme, sulanma, ışığa karşı hassasiyet, gözbebeğinde mavimsi bulutlu görünüm sıklıkla görülen belirtilerdir.

Tedavi edilmediği takdirde kesin körlükle sonuçlanır. Görür görmez ameliyat edilmesi gerekir. Ameliyatla tansiyon normal seviyelerine iner ve göz körlükten kurtulur. Ömür boyu sıkı takip gerektirir. Ameliyatın başarı şansı erişkinlere göre biraz daha düşüktür.

Ameliyatta açılan tahliye kanalı vücut tarafından tekrar kapatılabilir, tekrar ameliyat yapmak gerekebilir. Bazı hastalarda tablo çok inatçı olabilir. Defalarca ameliyat yapılan hastalar vardır. Doğuştan glokom hastalığı olan bebeklerde başka organlarda da hastalıklar olabilir. Bu açıdan ayrıca değerlendirilmeleri gerekir.

İlaçla kontrol altına alınamayan veya düzenli ilaç kullanma imkânı olmayan kişilerde göz tansiyonu ameliyatları yapılır. Bu ameliyatlar çocukluk çağı dışında lokal anestezi altında yapılır.15-20 dk kadar süren ağrısız işlemlerdir.

Göz tansiyonu ameliyatlarında amaç göz içi sıvasına bir tahliye kanalı oluşturmak veya mevcut kanalları daha iyi çalışır hale getirmektir.

En sık yapılan ameliyat trabekülektomi ameliyatıdır.

Ameliyat sonrası erken dönemde geçici görme azalması olabilir.

Tecrübeli ellerde yapıldığında etkinliği çok fazladır.

Bazı hastalarda vücudun yara iyileştirme mekanizmaları tahliye için açılan kanalı kapatabilir. Kanalı tekrar işlevsel hale getirmek için düzeltici işlemler gerekebilir. Bazen ikinci kez ameliyat gereksinimi duyulabilir.

GATT ve HFDS Yeni nesil cerrahi işlemlerdir. Minimal invaziv glokom cerrahisi olarak da adlandırılır. Çok küçük kesilerden göze girerek yapılır. Yüksek teknolojik cerrahi ekipman ve tecrübe gerektiren işlemlerdir. Özellikle GATT tedavisi etkinliği yüksek ve uzun süren bir cerrahi tedavidir.

Bu ameliyatlara cevap vermeyen çok dirençli vakalarda tüp implantı son çare olarak yapılır. Bu işlem ile etkinliği çok yüksek ve vücut tarafından kapatılma ihtimali olmayan bir tahliye kanalı oluşturulur.

Görme beklentisi olmayan ağrılı glokom vakalarında kriyoterapi dediğimiz dondurma yapılır. Bu tedavi ne şekilde tansiyonu düşürür sorusunun cevabı Önceki tedavilerden farklıdır. Bu yöntem göz için sıvısının üretimini durdurarak tansiyonu normal seviyelere indirir.

Göz tansiyonu ameliyatlarında amaç göz içindeki yüksek basınçlı sıvıyı tahliye edecek kanallar oluşturmaktır. Doğal tahliye kanallarını daha çalışır hale getirmek şeklinde de; yeni tahliye kanalları oluşturmak şeklinde de olabilir. Göz tansiyonu ameliyatları çocuk hastalar dışında lokal anestezi altında yapılır.

Bu şekilde oluşturulan kanallardan sızıntı şeklinde tahliye olan sıvı yüksek basınçlara yol açamaz.

Göz tansiyonu ameliyatlarında en önemli konu doktorun ve hastanın ameliyata karar verme aşamasıdır. Glokom ameliyatlarının neredeyse %90’ı yapılması gereken aşamadan geç yapılır.

Ameliyat, görme artışı sağlamayacağı; sadece mevcut görmeyi korumak için yapılacağı için hastaya çok iyi anlatılması gereken bir işlemdir.

Hasta “mevcut vaziyette iyi kötü görüyorum niye ameliyat olayım ki “ diyerek ameliyattan uzak durur. Çok tecrübe isteyen ve tekrar tekrar yapma ihtimali olan bir cerrahi işlem de birçok hekim için çok sıcak bakılan bir durum değildir.

Bu durumu hastaya anlatmak, bu sıkıntılı cerrahiyi yapmak da biraz zorlu bir süreç olduğu için o tecrübeli ele gelene kadar bu tedaviler genelde gecikir. Glokom cerrahisi ile uğraşan hekim hastayı görür gidişatı değerlendirir, ameliyat yapılmadığı takdirde yaşanacak olumsuz durumu hastayı anlatır ve hem hasta hem doktor bu zorlu kararı vererek ameliyat yapılır.

En sık yapılan glokom ameliyatı trabekülektomi ameliyatıdır. Yaklaşık 15 dakika kadar sürer.
Hastanede yatıp bakım gerektiren bir işlem değildir. Ameliyat sonrası hasta evine gidebilir.
Erken dönemde bir miktar görme azalması olabilir. Görmenin tekrar düzelmesi ve tansiyon kanalının dengeli bir şekilde çalışması 2-3 hafta sürebilir. Başarılı bir cerrahi sonrasında tansiyon güvenli seviyelere düşer.

Fakat göz tansiyonu hastalığında “hastalık bitti “ noktası yoktur ameliyat sonrası ömür boyu düzenli kontroller yapılması gerekir.

Yeni nesil minimal invaziv glokom ameliyatları küçük kesilerle göze girerek doğal tahliye kanallarını daha işlevsel hale getirmeye yönelik ameliyatlardır. GATT ve HFDS ameliyatları minimal invaziv glokom ameliyatlarının en başta gelen türleridir. Bu ameliyatlarda işlem daha kısa sürer.

İyileşme süresi ve görme düzeyinin tekrar normale dönmesi daha kısa sürer. Hasta daha çabuk günlük hayatına döner. Çok yüksek beceri ve teknolojik donanım gerektiren ameliyatlardır. Bu ameliyatlardan sonra hastaların çoğunda ilaçsız bir şekilde göz tansiyonu kontrol altına alınır.

Çok dirençli glokom hastalarında tüp implantı yapılır. Bu yöntemde sentetik bir tahliye kanalı kullanıldığından vücut bu kanalı kapatamaz dirençli vakalarda bile tansiyonu kontrol altına almayı sağlar. Yüksek maliyetli çok tecrübe gerektiren uzun süren bir ameliyattır. Glokom hastalarında birinci tercih olarak pek tercih edilmez. Diğer tedavilerden sonuç alınamamış dirençli vakalarda uygulanır.

Göz tansiyonu normal vücut tansiyonundan farklı bir hastalıktır. Göz tansiyonu vücut tansiyonunu etkilemez. Ancak vücut tansiyonu yüksek olan hastalarda göz tansiyonunun sinir tabakasında hasar oluşturma riski daha fazladır.

Göz tansiyonu hastalığında göz içi sıvısının üretimini azaltan ve göz içi sıvısının tahliyesini arttıran ilaçlar kullanılır. Kronik tansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar damla şeklindedir.

Birbirinden farklı mekanizmalarla tansiyon düşürücü etki gösteren ilaçlar kombine olarak kullanılarak daha güçlü etki elde edilir.

İlaç kombinasyonu birden fazla damla kullanarak yapılabildiği gibi aynı ilacın içerisinde iki farklı etken maddenin kombinasyonu bulunabilir.

Bu ilaçlar tarihsel gelişimi de dikkate alınarak sınıflanabilir. Göz tansiyonu için kullanılan ilaçlar;

  • Kolinerjik ilaçlar (ilk tansiyon ilacı)
  • Beta blokerler
  • Alfamimetik ilaçlar
  • Karbonik anhidraz inhibitörleri
  • Prostaglandin türevleri

Bu ilaçlar hem göz içi sıvısının (Aköz Humor) üretimini azaltır hem de sıvının tahliyesini artırarak göz içi basıncını düşürücü etki gösterirler.

Glokom hastalığı strese bağlı bir hastalık değildir. Ancak stres vücut tansiyonunu artırarak dolaylı olarak göz tansiyonunu etkiler. Göz sinirlerini göz tansiyonuna karşı daha hassas hale getirir.
Aşırı stres santral seröz retinopati dediğimiz Retina altı su toplaması şeklinde görülen hastalığa yol açar. Bu hastalıkta ani görme azalması olur. Stresli düzensiz hayat devam ederse tekrar edebilir kalıcı görme kayıpları oluşturabilir.
Dar açılı glokom hastalarında stresli durumlar göz bebeğini büyüterek açı kapanmasına Ve akut glokom krizine sebep olabilir.